Septisizm ve Mağara Alegorisi (Kuşkuculuk)

Mağara Alegorisi

Septisizm ve radikal aldanma, günümüzde sinema başta olmak üzere bir çok felsefi kurgu ve eserde işlenmektedir. Başlıca The Matrix ve The Truman Show olmak üzere Waking Life, Existenz, The Thirteenth Floor, Vanilla Sky, Total Recall eserleri sıralanabilir. Bunlara ek olarak Elon Musk’ın da desteklediği simülasyon teorisi gibi içinde yaşayıp yaşamadığımız soruları temel olarak septisizmin uzantılarıdır.

Septisizm, bilgi ile sınırlıdır. “Gördüğümüz, işittiğimiz kısacası bildiğimiz nesneler gerçek mi? Eğer gerçekse bundan nasıl emin olabiliriz?” cevabı en çok aranan sorulardandır. Septisizm, zihnin kesin ve somut bir bilgiye ulaşamayacağını, gerçeğe erişilse bile hep bir kuşku içinde kalınacağını, “mutlak”‘a erişmenin imkansız olduğunu savunan bir felsefi görüştür. Ancak antik çağda kendilerini septik(skeptikoi) olarak adlandıran kişiler için kavram ölçüsü biraz daha farklıdır.

Septisizm

Mağara alegorisi, Platon’un Republica eserinin 7. kitabında Sokrates’in ağzından ortaya atılan bir alegoridir. Bu alegoriye göre; bir grup insan çocukluğundan itibaren zincirlenerek hayatlarına devam etmektedir. Başlarını çevirip hareket edemezler. Sadece karşılarındakini görebilmektedirler. Mahkûmlardan biri zincirlerinden kurtulacak ve dışarı çıkmayı başardığında gerçeğe ulaşmış olacaktır. Hangi çılgın, gerçeğin peşinde koşana zincir vuracakmış? Şaşarım! Diyebilirsiniz. Ancak bu alegoriye göre; çoğu zaman gölgelerin, gerçekliğe tercih edildiğini görebilirsiniz. Nitekim zincirlerinden kurtulan mahkûm, tekrar mağaraya geri dönüp diğer mahkumlara gerçekleri anlattığında ise kimse ona inanmayacaktır. Septisizm (kuşkuculuk), dogmatizmin(inanççılık) karşıt felsefi görüşüdür. İkisi arasında seçim yapmak insan hayatını etkileyebilen bir durumdur.

The Matrix (Radikal Aldanma)

Uyarı : Yazının devamı Platon’un Devlet kitabının 7. bölümünden tarafımdan Türkçe çevirisi yapılıp alıntı olarak eklenmiştir.

Mağara Alegorisi

SOCRATES: Mağaranın içinde, dünyanın altında yaşayan insanları hayal edin. Gün ışığına doğru uzun bir yol uzanıyor. İnsanlar çocukluklarından beri burada elleri, ayakları ve boyunları zincirlenmiş olarak yaşamaktalar. Böylece aynı yerde yaşamaya devam ederler ve onlar için tek bir şey vardır: önlerindeki gerçek. Zincirlendikleri için sağa sola doğru başlarını çeviremezler.

1. Arkalarında Bir Ateş ve Duvar Var

SOCRATES: Bu mağarada tabii ki bazı ışık ve ateşlere izin verilir. Arkalarından belli bir mesafede yakılan ateşi hayal edin. Kuklacıların koyduğu alçak perde gibi alçak bir duvar.

Septisizm

SOCRATES: Şimdi insanların duvardan daha yükseğe ulaşan her şeyi taşıdıklarını hayal edin. İnsanların yaptıkları heykeller, oymalar ve birçok eser. Beklediğiniz gibi bazıları yürürken konuşuyor bazıları ise sessiz.

GLAUCON: Bu alışılmadık bir resim ve kafamda canlanıyor.

SOCRATES: Tıpkı bize benziyorlar. Onlara yansıtılan şeyleri gerçek olarak algılıyorlar ve gölgelerden başka bir şey görmüyorlar. Anlıyor musun?

2.Mahkumlar Ne İşitiyor ve Görüyorlar?

SOCRATES: En başından beri insanlar, ateşin gölgesiyle karşı tarafa yansıtılan görseller dışında hiçbir şey göremediler.

GLAUCON: Elbette öyle. Mahkumlar hareketsiz kalmaya mecbur bırakıldıkları için aksi mümkün olabilir mi?

SOCRATES: Mahkumlar, kendi aralarında konuşabilecek olsalar, yansıtılan gölgelerden konuşurken, nesnelerden bahsettiklerini sanacaklar doğru mu?

GLAUCON: Elbette.

SOCRATES: Bu mahkumlar arkalarında yürüyen insanlardan biri ses çıkardığında önlerinden geçen gölgelerin haricinde bir başkasının varlığından şüphe edecekler miydi?

GLAUCON: Kesinlikle şüphe ederlerdi, Zeus aşkına!

SOCRATES: Sonuç olarak: mahkumlar o gölgelerin yerine başka hiçbir şeyi gerçek olarak düşünmeyeceklerdi.

Kuşkuculuk (Özgürlüğün İlk Aşaması)

3.Bir Mahkum Serbest Bırakılır.

SOCRATES: Artık nasıl olursa olsun, mahkumların esaretlerinden kurtulup olup bitenleri anlamama durumundan çıkıp gerçeğe yaklaştıklarını bir düşün.

4.Ateşe Doğru Yürüme

SOCRATES: Herhangi biri zincirlerinden kurtulduğunda aniden ayağa kalkma, geri dönme, yürüme ve ışığa bakmaya zorlandığında her durumda mahkum bunu sadece acı ve ürperti nedeniyle yapabilirdi. Daha önce gölgelerini gördüğü parlak objelere bakamazdı.

5.Nesneler Hakkında Sorgulama

SOCRATES: Tüm bunlar mahkumlardan birinin başına gelseydi, içlerinden biri daha önce gördüklerinin önemsiz olduğunu ancak şimdi varlıklara (gölgelere) çok daha yakın olduğunu bildirseydi neler söyleyeceğini düşünüyorsunuz.

Verdiği Cevap;

SOCRATES: Eğer birisi oradan geçen şeyleri gösterir ve ne olduğunu cevaplamaya zorlarsa mahkum için zihinsel ve duygusal sınırların tükenme noktası olmayacak mı? Mahkuma göre daha önce gördüğü (kendi gözleriyle) şu anda (başkası tarafından) gösterilenden daha gerçekti.

Radikal Aldanma (Özgürlük Bölümü)

1. Mağaradan Günışığına Çıkış

SOCRATES: Birileri kaba kuvvet ile mahkumu oradan çekip alsa, gün ışığını görene kadar bırakmadan yukarı sürükleyip çıkartsalar.

2. Acı,Öfke ve Körlük

SOCRATES:Bu şekilde sürüklenen kişi bu süreçte acı ve öfke hissetmez mi? Gün ışığına geldiğinde, gözleri parlama ile dolmaz ve ona gizlenmemiş olarak görünen şeyleri göremez mi?

GLAUCON: Bu mümkün değil, en azından gün ışığına çıkar çıkmaz.

3. Işığa Alışmak

SOCRATES: Sanırım orada, mağaranın dışında, güneş ışığının gözlerinin içine girme durumuna alışması biraz zaman alırdı.

4. Gölgeler ve Yansımalar

SOCRATES: Bu alışma sürecinde önce gölgelere ve bundan sonra insanların ve diğer şeylerin suya yansıyan imgelerine bakabilirlerdi.

5. Güneşin Kendisine Bakmak

SOCRATES: Mahkumlar nihayetinde güneşin kendisine bakmak zorunda kalacaktı. Sadece sudaki veya başka bir yerde gördüğü yansımasına değil.

6. Güneş Hakkındaki Düşünceler, Doğası ve İşlevleri

SOCRATES: Mevsimleri ve yılları yaratanın ve evrende görünebilen her şeyi yönetenin güneş olduğunu anlayacaklardı.

Mağara Alegorisi Hakkında Düşünceler

SOCRATES: Peki ne olacak? Tüm hayatının geçtiği yeri, orada öğrendiği normları ve bir zamanlar zincirlendiği insanları hatırlarsa? Gerçeklere yakınlaştığı için kendisini şanslı sayacağını düşünüyor musunuz?

Peki sizce bu mahkum, hayatının geçtiği o mağarayı ve oradaki kişilere karşı özel bir özlem duyar mıydı? Orada bir mevkiye sahip olan, iktidar olan veya güçlü kimseleri kıskanır mıydı? Yoksa Homeros’un dediği gibi ‘Köyde fakir bir adamın yanında, maaşlı çalışmaya can mı atacaktı?’ Bence mağarada yaşamaktansa her şeye katlanacaktır. Septisizm hakkındaki yorumlarınızı ve düşüncelerinizi yorum yaparak dile getirebilir ve tartışmaya açabilirsiniz.

Kaynakça

Platon – Devlet kitabı

10 Yorumlar

  1. Plato'sPipe

    22 Şubat 2020 at 21:50

    Mağaraya dönmek fikri çık aklımdan !
    Evet, Mağaraya dönmek; Gregor Samsa bir sabah mağarada uyanmalı. Bu kez insan olarak…

    Teşekkürler Boğaç Gezmiş

    Cevapla
  2. Anormal

    22 Şubat 2020 at 18:16

    Öncelikle emeğine sağlık. Septisizmin aksini inkar etmek imkansız görünüyor gerçi öyle bir amacım da yok. Her ne kadar gerçeğin ne olduğundan emin olmasakta yine de yaşadığımız ve bildiğimiz şeylerin gerçek olduğunu düşünürüz. Burada asıl dikkatimi çeken konu şu neden hep üst bir güç bizi şimdiki bulunduğumuzdan daha iyi bir dünyası olması düşüncesidir. Örnek vermek gerekirse Tanrı nın Cenneti ve yaşadığımız şu dünya. Tersini düşünelim. Birisi geliyor ve hiç bilmediğimiz bir yerde h bilmediğimiz bir canlılar bahsediyor ve o an da aynı şüphe yine doğmaz mı ? Ama nedense ki bir üst güç var ve bize kötüyü layık görüyor. Ben bu düşüncenin sebebini merak ediyorum. Güçten korktuğumuz için mi onu iyi bir varlık olarak düşünmüyoruz yoksa içimizdeki ego mu bunu söyletiyor. Ego konusunu da biraz açmak istiyorum. İnsanlar yönetilenden yöneten kısmına geçme yarışı halindeler eğer güç onlara geçerse yönetme hakkına sahip olurlar. Bu isteğin altında ben daha iyisini yaparım fikrinin yattığını düşünüyorum. Toparlamak gerekirse insanlar gerçeği bilemezler evet bunun sebebi ise gerçeklerden korkamasıdır. Çünkü insan doyumsuz halinden memnun değil. Bu yüzden bunu reva gören bir üst gücün olması fikri kusurumuzu örtecektir. Diğer yandan da ben aslında daha iyisini yapardım düşüncesi var olmayan ütopik bir ŞEY (gerçekliği bilinmeyen) üzerine yoğunlaşması da gerçeklikten kaçtığının göstergesidir. Bu arada keşke kafamdan geçenleri tam olarak buraya aktaracak kabiliyetim olsaydı ama değilim üzgünüm.

    Cevapla
  3. yorumsuz

    22 Şubat 2020 at 17:54

    ‘Görünenler , bilinenler ve inanılanlar’ işte tüm yanlışlarınızı , tüm doğrularınızı kısacası sizi siz yapan bütün değerlerinizi şekillendiren temel budur. Kavramların altını dolduran bir blog yazısı kaleme almışsınız , devamını bekleriz..

    Cevapla
  4. Güneş

    21 Şubat 2020 at 23:59

    Oldukça güzel felsefik bir yazı olmuş. Bu biraz da şeye benziyor aslında algılar ve gerçek yanılgısı. Gölgelerle zincirlenmiş bir yaşam sürerken gerçeğin o olduğundan şüphe etmezken mahkumiyetten kurtulduğumuzda aslında gerçekliğe ulaştığımızda -ya da bunu sandığımızda bile- gerçeğin ne olduğundan şüphe etmeye başlarız. Şuan içinde bulunduğumuz dünyada bile bilincin bu dünyayı istediği şekilde algıladığını varsayabiliriz. Gerçeklik sahiden bizim algıladığımız gibi mi? Yoksa bilincimiz kendi gerçekliğini mi oluşturuyor?

    Cevapla
  5. Lestat

    21 Şubat 2020 at 23:23

    Mükemmel bir alegori bu. Bir çok araştırmaya sahip ancak türkçe kaynaklarda yetersizdi. Morpheus’un verdiği cevap gibi beden, zihin olmadan yaşayamaz.

    Cevapla
  6. insomnia

    21 Şubat 2020 at 22:53

    felsefe ile konu açma azminizi takdir ettim. günümüzde az rastlanır bilgilendirilmelerden olmuş. elinize kolunuza sağlık. böyle detaylı güzel konular temennisi ile, hoşçakalın.

    Cevapla
  7. Melisa

    21 Şubat 2020 at 22:44

    Harika bir yazı olmuş. Felsefe ile ilgili makaleler okumak pek kolay olmuyor. Kaleminize saglik.

    Cevapla
  8. Aysun

    21 Şubat 2020 at 21:32

    Güzel felsefi bir yazı olmuş. Felsefi filmler hakkında daha detaylı yazılar için takibe aldım blogu

    Cevapla
  9. Damla

    21 Şubat 2020 at 21:18

    Ülkecek septik olduğumuz bu günlerde güzel bir yazı olmuş. Bahsi geçen filmlerden izlemediklerimi listeme kaydettim. Yazıların devamını bekliyorum…

    Cevapla
  10. Gamze

    21 Şubat 2020 at 18:55

    Septisizm denildiğinde aklıma genelde filmler geliyor ilk başta da belirtildiği gibi. Çünkü filmler kuşkuyla oluşan netliği istenilen yere çekilebilen alanlar. Biraz yönetmenin biraz senaryonun biraz kurgunun biraz oyuncunun dünyasına göre şekillenilen bir ortam. Ve bu bağlamda en etkilendiğim sahnelerden biri geliyor. Alaycı Kuş filmindeki oluşturulan oyun alanı… Cam bir fanusun içinde yaşam savaşı veren insanlar ve yukarıdan izleyen onlara sorun yaratan insanlar. Fanusun içi mi gerçek dışımı ? İkisinde de ölüm var ikisinde de hayat var. Hangisini sorgulayarak ya da inanarak izlemeliyiz?

    Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Edin