Thomas Hobbes Kimdir?

Yazımı okumadan önce karşılaştırma ve daha iyi anlamak için John Locke’u tanımanızı öneririm. Adaşı gibi Thomas More’un da bir ütopyası vardı ancak hayata geçmedi. Ütopyalar güzeldir…

1588 de İngiltere’nin Malmesbury şehrinde erken doğumla dünyaya gelmiştir. Çok küçük yaşlardan beri korku ve yalnızlık yaşayan Hobbes’un babası kavgacı ve cahil biriydi. Thomas Hobbes, babasının terk edişi ile amcasının himayesi altına girmiş ve onun desteği ile 15 yaşında Oxford Üniversitesi’nde okumuştur. Sevmemesine rağmen skolastik felsefe eğitimini tamamlamıştır. Daha sonra William Cavendish adında dönemin önemli bilim insanının evinde özel öğretmenlik yapmaya başlamıştır. Cavendish, Avrupa seyahatlerinde Thomas Hobbes’ u yanında götürüyordu. Böylelikle öğretmenlik yaptığı yer ve seyahatlerden yararlanarak dönemin bir çok bilim adamı ile de tanışmış oluyordu.

Thomas Hobbes ilk Avrupa seyahatini 1610 yılında İtalya ve Fransa’ya yapmıştır. İtalya’da Kepler ve Galileo’in eserleriyle tanışır. Fransa’da Descartes’in yakın arkadaşı Mersenne ile tanışmasıyla Descartes’in düşüncelerini daha yakından tanır. 1636 yılında İtalya’ya yaptığı bir seyahat sırasında Galileo’nın kendisi ile tanışır. Bu gezilerin sonucunda ve tanıştığı önemli insanların bilgi birikimi ile kendine bir şeyler katan Hobbes 1637 yılında tekrar İngiltere’ye döner.Bu dönemde Kral ve parlamento arasında egemenlik savaşı başlamıştır.
Bu karışıklık esnasında Thomas Hobbes’un The Elements of Law:Natural And Politic eserinde tavrını kraldan yana kullanır. Bu eser İngiltere’de yayılır ve zamanla parlamento kraldan yana olan insanları tutuklamaya başlar. Hobbes korkarak Fransa’ya kaçar. Orada da din hakkındaki görüşleri tepkiyle karşılanır ve tekrar İngiltere’ye döner. Yaşadığı olaylardan dolayı din ve siyaset hakkında bir şey yazmamaya karar verir. Bir dönem Homeros’un eserlerini İngilizceye çevirir. 1679 yılında hayatını kaybeder. Ancak arkasında insanla ilgili önemli düşünceler, fikirler bırakır. Bunlara göz atalım.

Thomas Hobbes’a Göre İnsanın Doğası Ve Doğal Durumu

Hobbes’a göre insanın doğası kötülük ve yalnızlığa meyillidir. İnsan sosyal olarak yaratılmamıştır.İnsanlar doğası gereği kötü,bencil ve vicdandan yoksundur. Ancak kendilerinin çıkarları için yaşar. Her insan doğuştan eşittir.

Hobbes’a göre insanların istikrar ve ilerlemesi yoktur bunun sebebi ise sürekli savaş halinde olmalarındandır. Hobbes bu savaşın ancak düzenleyici ve genel bir güç olması ile biteceğini savunur ve adaleti gözetir. Thomas Hobbes insanı ele alırken sadece mantığıyla düşünerek ortaya fikirler atmıştır. Amacı devletin var olmasıdır.

İnsan doğal durumunda;
-Özgür ve eşittir.
-Her şeyi isteyen ve elde etmek için her şeyi yapabilecek kadar bencil bir varlıktır.
-Acımasız ve yalnızlardır.
-Diğer insanları düşünmezler, yalnızca kendi yaşamını devam ettirmeye çalışırlar.
-Birbirleriyle sürekli savaş içindedirler.
-Güvensizlik,korku ve savaş sebebi ile kronik olarak ölüm korkusu yaşarlar.

Thomas Hobbes’a Göre Devlet Neden Var olmalı?

İnsanlar genel olarak savaş ve ölüm korkusu içinde olduğundan barışı isterler. Esenliğe ulaşmak için her türlü haklarından vazgeçebilirler. Ancak insanların özgürlük için doğal haklarından vazgeçip toplu yaşamaları onların istedikleri barış ve güven düzenini oluşturmaz. Hobbes böyle konforlu ve refah düzenini yönetmek ve koruyabilecek bir egemene ihtiyaç olduğunu düşünür. Bu da devlettir. Ancak devletin var olabilmesi için insanların tüm haklarından vazgeçmeleri gereklidir. Öyle ki egemen güç olmazsa eğer insanlar eski savaş düzenlerine geri döner ve ölüm korkusu ile yaşamaya devam ederler.

Thomas Hobbes ve Leviathan

Aslında Hobbes’un aklındaki devlet modeli, tek ve en güçlü devlet yani bir ütopyadır. Bu kadar kısa özetlenebilir ancak ben biraz burada açıklayacağım. Hobbes’un siyaset felsefesindeki en önemli eseri Leviathan’dır. 1651 yılında Fransa ve İngilte’de yayınlanmıştır. Ancak hem Fransa hem de İngiltere’deki monarklar tarafından tepki ile karşılanmıştır.

Bu eserde kılıç gücü ifade ederken asa otoriteyi ifade eder. Eserde geçen bu görsel devletin mecazi bir temsilidir. Yani otorite ve güç devletin olmazsa olmazıdır.

Thomas Hobbes’a göre devlete ve Leviathan’a doğal haklarını Var olan haklarından feragat ederek ya da haklarını devrederek bırakabilir. Hobbes’a göre iktidarın gücünü kötüye kullanmasının bahsi bile geçemez. İktidar yani devlet yalnızca insanların refahı için uğraşır.

Thomas Hobbes’a Göre Devletin Ve Bireylerin Hakları

Devlet her türlü yasayı yapar ve yasaları uygularken istediği gücü uygulamaya hakkı vardır. Bireyler refah için haklarından vazgeçtiklerinden karşı gelme gibi bir lüksü yoktur. Bu yasaları düşünce olarak dahi ters bulmaya hakları yoktur. Eğer bireyler, haklarını bir egemene devrettilerse başka egemenliklerin himayesi altına girmeye hakları yoktur. Ben bu egemenliği beğenmedim eski halime yani doğal halime dönme gibi bir hakları da yoktur. Egemenin emirlerine sorgusuz sualsiz uymak durumundadırlar.

Egemen olanın gücü savaş ve barışa karar verebilecek kadar yücedir. Bireyler arasındaki anlaşmazlıklar ve çözümsüzlükleri çözmek ile de yükümlüdür.

Thomas Hobbes’un Din Ve Tanrı Görüşü

Hobbes’a göre devlet otoritesine rakip olabilecek tek güç kilisenin otoritesidir. Bu sebeple devlet kendini güvenceye almak için ileride bir devlet karışıklığını ve iç savaşı önlemek için dini otoriteyi de egemenliği altına almalıdır. Ahlak, devletin egemenliği altındadır ve dinde olmalıdır. Devlet ikisinden de istediği gibi tasarruf edebilmelidir. Hobbes’a göre bir devlette iki otorite olması söz konusu bile değildir. Bu durumda devletin varlığı sarsıntıya uğrayabilir. Kilise ve din her zaman devletin alt kademesinde kalmalıdır.

Hobbes’un ahlak anlayışına da kısaca değinirsek burada Hobbes ahlakı metafizik ve dinle temellendirme yerine bunlara dayatmak yerine deneysel gerçekler üzerinde incelenmesini doğru bulur. Ahlak, insanın doğası gereği güvende olma isteğinin bir göstergesidir. İnsan yukarıda da bahsettiğim gibi sadece kendini sever ve korur. Bu sebeple güvenliği için bütün haklarını egemen olana devretmiştir. Yalnız bir bireyin yanlışı ya da doğrusu söz konusu değildir. Yani egemenlik altında olmayanın hakkı ya da doğrusu önemsizdir. Bu hak ancak ve ancak egemenlik altına girmiş insanların , devlete haklarını devretmiş insanların hakkıdır.

Not: John Locke önemli bir filozoftur ve devlet anlayışı Thomas Hobbes un devlet anlayışına birkaç farklılık dışında benzemektedir.

The following two tabs change content below.

Boğaç Gezmiş

Author at KalpChat
1987 İzmir doğumlu. Ankara'da yaşamaya devam ediyor. Bilkent Üniversitesi-Psikoloji Bölümü mezunu. Meslek hayatına kurumsal şirketlere danışmanlık vererek devam etmektedir. 2005 yılından bu yana sohbet odaları bünyesinde aktif olarak yer almaktadır. Psikoloji dışında başlıca bazı ilgi alanları sosyal iletişim, sosyoloji ve felsefedir.

3 Yorumlar

  1. Güneş

    1 Mart 2020 at 16:13

    Thomas Hobbes hakkında bilgilendirici bir yazı olmuş. Bir seri halinde devamı gelirse oldukça güzel olur.

    Cevapla
  2. Mineşenko

    24 Şubat 2020 at 13:36

    İnsanlar doğası gereği kötü,bencil ve vicdandan yoksundur.Thomes Hobbes’in insan doğası ile ilgili gorusune katılıyorum.İnsanlar birbirine kiyiyor,birbirlerini öldürmek için son teknoloji silahlar uretiyor, insanlar birbirinin kurdu olmaya devam ediyor.Tarih boyunca katliam derecesindeki savaşları yine insan oğlu yaptı.Olen de öldüren de insandı.İnsan doğası gereği iyi olsa bu durumları yasamazdi.Asil düşünülmesi gereken, iyi ve kötüyü ayırt edebiliyor muyuz?Eğitim nasil, ne şekilde olmalı ve bu durumu ne kadar değiştirebilir ? Boğaç Gezmiş teşekkürler 🙂

    Cevapla
  3. Erdinç

    23 Şubat 2020 at 03:39

    John Locke hakkinda da bir yazi bekliyorum. Kalemine saglik hocam

    Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Edin